logo

Müslüman Sanatçılar Bilimi Doğrudan Sanata Yansıtmışlardır

İslam geometrik desenler uzmanı Serap Ekizler Sönmez, Batı’da geometrik desen tasarımını bir noktaya taşıyamamışken İslam sanatçıları ve bilim insanlarının üst seviyeye çıktıklarını söylüyor.

Serap Ekizler Sönmez, Türkiye'de İslam sanatında geometrik desenler üzerine akademik anlamda çalışan tek kişi. Sönmez ile Müslüman bilim ve sanat adamlarının geometrik desenlerle ürettikleri eserleri ve bu mirastan günümüzde nasıl yararlanılması gerektiği üzerine konuştuk.

İslamda geometrik desenler ülkemizde çok yaygın bir çalışma alanı değil. Siz nasıl tanıştınız?
Ben kimya bölümünü bitirdim. Kimya okurken uzun yıllar resim eğitimi de aldım. Sonra bir dönem resim dersleri verirken İslam sanatı hakkında da bir şeyler öğretmeliyim dedim. Ancak İslam sanatı üzerine pek bir şey bilmediğimi fark ettim ve ciddi okumalar yaptım. Özellikle de mimari ile ilgili araştırma ve gezilerim oldu. Bu incelemeler esnasında geometrik desenler çok dikkatimi çekti.

Niçin?
Kimya eğitiminden dolayı geometrik desenlerin kimyadaki kristal sistemlere ne kadar benzediğini “romantik” bir söylem olarak düşünmeye başladım. Geometrik desenlerle hobi olarak ilgilenirken bir taraftan da mimarlık tarihi okumalarımı ilerletiyordum. Sonra yüksek lisans yapmaya karar verdim. Birtakım benzetmelerle ufak ufak kendi çapımda analiz yapmaya başladım geometrik desenler üzerinde.

Türkçe bir yayın var mıydı?
Hayır maalesef... Akademik yayınlara da nasıl ulaşacağım konusunda bir fikir sahibi değildim. Eric Broug'un 'İslam Sanatında Geometrik Desenler' adlı meşhur çalışması çok sonra çıktı. İnternette de çok ciddi bir kaynak bulamadım. O sırada İslam sanatları üzerine yüksek lisansa başladım.

ORTA ASYA'DA BAŞLIYOR
Bu konu çalışmak için mi?
Hayır, kafamda yoktu bu konuyu çalışmak. Ancak ben konuyla ilgili karşılaştığım malzemeleri ufak ufak biriktirmeye başladım. Ödevlerimi hep bu alanda yapıyorum falan…

Sahayı yokluyorsunuz...
Evet. Bir gün İSAM Kütüphanesi'nde çalışırken “Nahışların Yaddaşı” diye bir kaynağa rastladım, kimyadaki kristal sistemlerin geometrik desenlerle benzerliği üzerine. Makaleyi okuduğumda dehşete kapıldım.

“Bir makale okudum hayatım değişti” diyorsunuz!
Aynen öyle (Gülüyor). Benim söylemlerim romantik söylemler değilmiş, bunun bir dayanağı varmış dedim yani. Ben makalenin yazarının sanat tarihçisi olduğunu düşünüyordum, ama o anorganik kimya hocasıymış. Hemen kendisiyle irtibat kurdum. Bana birkaç makale daha gönderdi Ufuk açıcı makalelerdi bunlar başlangıç için. Sonra işin içine yine kimyadaki kuazi kristal sistemler girdi. Benim ilgim daha da arttı konuya.

Bizde geometrik desenlerin kullanımı ne kadar eski?
Orta Asya'da yapı malzemesi olarak kullanılan tuğla, geometrik kompozisyonlar oluşturmaya çok elverişli. Bu yüzden çok basit düzeyde geometrik şekillerin yer aldığı bir yüzey kaplaması olarak uygulanmış eserler var. İslamlaştıktan sonra İslam medeniyetiyle birlikte geometrik desenlerde topyekûn bir zenginleşme oluyor.

Bunun sebebi ne?
Geometrik desenlerin zenginleşme ve karmaşıklaşmasının İslam bilim tarihiyle paralel bir gidişatı var. Bu yüzden geometrik desenlerinin en kompleks uygulamalarının 13. ve 14. yüzyıllar olduğunu görüyoruz. Bu asırlar Müslümanların da bilimde en yüksek seviyeye çıktığı dönemler. Bu şekilde Müslüman sanatkarlar bilimi, doğrudan sanatlarına yansıtıyorlar. Aslında Selçuklu döneminde geometrik desenler daha dikkat çekici hale geliyor. Selçuklular muazzam kompoziyonlar ortaya koymuşlar, ancak bunlar tekil, ne öncesi ne sonrası var. Sadece Anadolu Selçuklusuna has. Ne Ortaasya'da ne Mağrip'te var.

GİZLİ DAVETE İCABET!
Hangi alanlarda uygulanıyor?
İslam sanatının olduğu her yerde uygulamışlar geometrik desenleri. Hat, cilt, tezhip, minyatür ve en çok da mimarî tabii. Anadolu bu konuda büyük bir hazine. En kompleks formların yer aldığı, sistem dışı uygulamalara imza atıldığı bir coğrafya. Bu nedenle biraz da zordur desen analizini yapmak. Özellikle medrese ve kervansaraylardaki desenler mesela. Bunun dışında Beylikler dönemi uygulamaları da tekil örneklerle doludur. Erken Osmanlı döneminde Bursa Ulucamii minberi, yahut Edirne Eski camii minberi bu kompleks uygulamalara örnek verilebilir. Bu desenler bazen teorik olarak bir araya gelmesi mümkün olmayan sistemleri içerebilirler. Mesela onüçgen, onikigen, onbirgen, yedigenler gibi. Fakat bu zor desenlerin neden uygulandığı konusunda bilimsel bir kaynak yok şu ana kadar.

Sizin düşünceniz nedir?
Ben bunu o dönemin sanat anlayışına bağlıyorum. Elbette sanatçının kendini aşma isteği söz konusu olabilir. Ancak bunun, insanların çok da bilmediği veya oturup bu zorluk farkını tek bir nazarla algılamasının mümkün olmadığı yapılarda uygulamış olmalarını sanatçının düşünce yapısı ve sanat anlayışı ile açıklanabileceğini düşünüyorum: “Sanatımı yaparım, muhatabı gelir bulur” anlayışı. Yüzlerce yıl sonra da bu gizli davete icabet etmek te beni mutlu ediyor.

Mimar Sinan camilerindeki geometrik desenler üzerine bir çalışmanız var...
Sinan'ın iyi bir mühendis olduğu hep söylenir. Çok iyi bir geometri bilgisine sahip olması gerekiyor doğal olarak. Acaba geometri bilgisini eserlerine nasıl yansıtmış diye merak ettim. Mesela Sinan, minberlerde genellikle beşgenleri tercih etmiş. Bordürlerinde sekiz ya da altı köşeli yıldızlara dayalı bir sistem oluşturmuş. Ahşap kündekarî uygulamalarında ağırlıklı olarak beşgen kompozisyona dayalı bir sistem var. Bu çalışmanın sonucunda Sinan'ın eserlerinde süslemeye az yer verdiği yargısı geçerliliğini yitirdi. Şehzade Camii'ne ya da Süleymaniye'ye baktığımızda 100'ü aşkın farklı kompozisyon görürüz. Sinan bunu o kadar maharetle uygulamış ki, bu desenler hiçbir şekilde insanın gözüne batmıyor. Mimarinin kendi değerinin önüne geçmiyor. Çok büyük ve estetik sistemler kendi içerisinde detaya inildikçe yine aynı şekilde muazzam tasarımları da içinde barındırıyor.

Boyama kitaplarında düşünce yok
Günümüzde bu mirastan yeterince yararlanabiliyor muyuz?
Geometrik desenlerin kullanımı son zamanlarda bir hayli arttı. Bazen yanlış sistemde olsalar da bu bir süreç. Konu öğrenildikçe doğrusuna ulaşılır. Ancak uygulanan yer mimari olunca biraz sıkıntı tabii. Birkaç nesil bu yanlışlıklar gözümüzün önünde olmaya devam edecek. Dubai gibi zengin Arap ülkelerinde ve Batı ülkelerinde çok ilginç ve modernize olmuş uygulamalar söz konusu. Sanırım bu da kazanmamız gereken bir şey. Geçmişten beslenmek ve sistemi bozmadan yeni tasarımlarla çağa uygun işler çıkarmak.

Bir de son dönemde desen kitapları çok moda? Nasıl değerlendiriyorsunuz bu yayınları?
Evet. İnsanlar boyamak istiyor herhalde (Gülüyor). Çoğunun arkasında bir düşünce yok, rastgele, insanlar vakit geçirilsin diye üretilmiş çoğu. Ben kendi tasarımlarımdan oluşan 2 kitap hazırladım bu şekilde. Şu an basım aşamasında.

Siz nasıl bir yol izlediniz?
Benim aslında boyama kitabı yapmak gibi bir hedefim yoktu. Basit anlamda o desenlere nasıl bakılabileceği konusunda biraz fikir vermek istedim. İnteraktif, hem çizip hem boyayabilecekleri bir kitap.

Külliye'ye 13 köşeli yıldız yakışır
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde de İslam geometrik desenlerinden kullanılmış. İnceleme imkânınız oldu mu?
Ben hiç ziyaret etmedim külliyeyi, sadece basın toplantısındaki çekimlerde görebiliyorum. Cumhurbaşkanımız konuşurken arkasındaki pano üzerinde kesintiye uğrayan sekiz köşeli yıldızın olduğu bir geometrik desen var. Ancak ben Cumhurbaşkanı'nın arkasında onüç genler, onbir genler falan görmek isterim.

Neden?
Çünkü sekiz köşeli yıldız çok basittir. Ayrıca Anadolu topraklarında çok da tercih edilmez. Oysa onüçgenler, onbirgenler çok daha zengin ve karmaşık bir seviyedir. Bu da bizim matematiksel olarak geldiğimiz düzeyi sanata nasıl yansıttığımızı gösteren muazzam bir şey olur. Tam da Anadolu'yu yansıtan bir kompozisyon. Çok eskiden düğmeli panolar vardı, bu tarz açıklamalar onların önünde yapılırdı. Kimi ülkeler de değerli tarihî tablolar önünde açıklama yapıyor. Ama bizim arkamızda bir geometrik kompozisyon varsa bu bilinçli bir tercih. Çünkü bu desenler bizim geometri mirasımıza ait bir değerdir. Ama aslında biz bunu gösterirken farkına varmadan tarihimizi de çok tanımadığımızı gösteriyoruz. Ayrıca kompozisyon akan bir kompozisyon değil. Geometrik kompozisyonların en önemli özelliği sonsuza açılıyor olması. Bu tıkanıyor ama.

Ulucami'deki facia!
Son yıllarda yapılan restorasyonları nasıl buluyorsunuz peki?
Restorasyon konusunda yetişmiş insan yok maalesef. Bu kişide, mimari ve tarih bilincinin oluşması lazım. Eğer sizin elinize böyle restoratörler yoksa ortaya iyi bir şey çıkaramazsınız. Ancak bir taraftan da tarihî yapıların acilen restore edilmesi lazım. Çok sağlam ve tavizsiz bir denetlemeyle bir çözüm bulunabilir belki. Yani çininin üstünden matkapla delip elektrik kablosu geçirilmemeli!

Durum çok vahim yani…
Hiç sormayın… Öğrencilerimle Bursa Ulucami'ye gittik, oradaki geometrik desenleri inceliyoruz birlikte. Ulucami'nin minberine de özellikle götürmek zorundayım çünkü burası tarihte eşi benzeri olmayan bir minber örneği. Yani teorik olarak yapılması neredeyse mümkün olmayan bir kompozisyon var orada. Önüne bir cam paravanla korumaya almışlar, buraya kadar güzel. O cam paravanı matkapla delerek minbere monte etmişler. Düşünebiliyor musunuz? Bir facia bu! Birkaç ayrı yerden delmişler hem de… Bunun başka bir çözümü yok muydu yani? Benim görünce gözlerim doldu. Hala fotoğrafını gördükçe içim cız eder.
Son 300 yıldır maalesef geometrik desenlerle ilgili bilgiler unutulmuş. Bu da günümüz üretim ve restorasyonlarına da yansıyor. Desenlerin arkasındaki olması gereken matematiksel sistem çoğu zaman farkına varılmadan göz ardı edilebiliyor. Desenlerin sistematiğini oturtmak ve çalışmaları oluşturulan bu sistem envanteri üzerinden yapmak bize kalan mirasın gelecek nesillere daha doğru aktarılmasını sağlayacaktır.

Habere Ulaşmak İçin Tıklayınız